Gönderen: tashunko | Mart 6, 2010

Zafer Bizim Olacak!

YSKA’nın Teknik Direktörümüz Zafer Bilgetay ile yapmış olduğu röportaj;

Ard arda alınan kötü sonuçların ardından sıkıntılı bir dönemde göreve çağırıldınız ve takımın başına geçtiniz. Zaten çok uzun yıllardır Altay’la hep iç içesiniz, ancak yeniden teknik direktör olmak, yeniden A takımı çalıştırmak bu konuda ne düşünüyorsunuz, neler hissediyorsunuz?

Benim görevden kaçma gibi bir durumum asla olamaz tabi. Bu takımda senelerce top koşturdum, 35 yıldır bu camianın içindeyim. Yok hayır ben görevi yapmıyorum demek gibi bi lüksümüz olamaz. Zaten çocuklar bizim çocuklarımız, altyapıdan yetişen çocuklarımız çoğunlukta A takımda. Dışarıdan gelen futbolcularımız da hepsi karakterli, iyi futbolcular. Zaten bu olayda benim A takıma bakış açımı etkiledi. Çünkü dışarıdan çok oyuncu olduğu zaman, bide bu işi “profesyonelce” yapan oyuncular çok olduğu zaman işler artık zorlaşıyor tabi. Ancak buradaki tüm futbolcuların özverisi, insanlığı, kişiliği, karakteri bizim burada rahat görev yapmamıza sebep oldu.

Sezon başından itibaren alınan sonuçlara bakarsak Altay’ın bu grafiğini nasıl buluyorsunuz?

Altay, ilk yarıda çok güzel sonuçlara imza attı, bana göre çok başarılıydı. Ama ikinci yarı, özellikle Türkiye Kupası maçlarının etkisiyle, hatta onun zararıyla mecburen antrenman planlarında değişiklikler oldu. Üst üste maçlar oynandı, oynayan oyuncular dinlendirildi mecburen o zamanda iyi antrenman yapılamadı tabi. Birde 4-5 tane oyuncumuzun sakatlıkları oldu. Tiago, Molina bu yüzden daha geç katılabildiler. Musa Sinan sakattı, Burak sakattı, Kılıç Arslan’ın bir sakatlığı oldu. Ama biz iyi takımız, bu çocuklar da iyileşti. Artık iki tane eksiğimiz kaldı. Biri defansımızın en önemli oyuncularından Yiğitcan, bir de Zafer var, gol yollarında çok etkili bir oyuncu o da. Zafer antrenmanlara başladı, Yiğitcan’da Nisan’ın başında hazır olarak başlayacaktır diye tahmin ediyoruz. Onlarında katılımıyla tüm maçlarımıza tam kadro olarak çıkma şansımız olacak.

Kaos ortamında takımın başına geçtik. Zaten benim gelmem de şöyle bir şans var; camiayı tanıyoruz, takımımızı tanıyoruz, oyuncularımızı çok iyi tanıyoruz. Çocuklarda bizi tanıyorlar, hepsi bizim emek verdiğimiz arkadaşlarımız. Camia tanıyor, biliyor, seviyor bu çok önemli. Artılarla başladık, inşallah sonunu çok iyi şekilde getirip süper lige çıkmak istiyoruz.

Peki şu an takımın halinden, oynanan futboldan memnun musunuz?

Eksiklerimiz var elbet, yani tam randımanlı demek zor. Duran toplarda biraz sıkıntımız oldu şu dönemde. Son dönemde yediğimiz gollerin çoğu duran toplardan buna önlem almak zorundayız. Ama tempo olarak her geçen gün yükseliyoruz, disiplinli oynuyoruz bu bizim için çok önemli bir artı.

Hocam sahada herşeyin çok farklı olduğunu biliyoruz. Ama bizler taraftar gözüyle bakıyoruz. Hemen hemen tüm taraftarlarımız rahat maç izlemek konusunda biraz sitemkar. Çoğu zaman maça çok iyi başlıyoruz, oyunu rakip alana yıkıyoruz, baskı kuruyoruz. Golü de atıyoruz ancak sene başından beri bir türlü maçı kopartacak ikinci golü bir türlü bulamıyoruz. Bazen şansımızda yaver gitmiyor, çok net gol pozisyonlarını harcıyoruz. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Şimdi tabi ki dışarıdan görüldüğü gibi olmuyor. Yani dışarıdan bakan insanların psikolojisi ve futbolcunun psikolojisi çok farklı. Şampiyonlukla ilgili, iyi netice almakla ilgili kaygılar var. Oyuncuların bu kendi kaygılarını yenmesi tamamıyla tecrübeyle doğru orantılı bir olay. Genç bir takımız, biraz tecrübe eksikliği var oyuncularımızın. Ama asla dışarıdan göründüğü kadar kolay değil hiçbir şey. Bu çocuklara destek vermek, arkalarında olmaz lazım. Yani onlarda ister ikinci golü atıpta rahatlamayı, ama olmuyor. O zaman da skoru koruma psikolojisine giriyorlar. Bu da oyunu kendi sahamızda kabul etmemize neden oluyor ki bu da iyi bir şey değil tabi ki.

Taraftarlarımızı en çok mutlu eden şeylerden biri de takımımız 60. dakikaya 2-0 mağlupta girse biliyoruz ki biz o maçı kazanırız. Uzatmalara berabere girsek biliyoruz ki maç henüz bitmedi, her an gol atabiliriz. Bizlerdeki bu inancın oluşmasında futbolcularımızın yenik duruma düşse bile azimli mücadelesi çok önemli bi etken tabi. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Zaten Altaylı olmak çok farklı bir duygu. Bu çocuklar bu duyguyu yaşıyorlar, yaşatıyorlar. Bizim de en büyük çabamız bu zor şartlarda en iyisini yapabilmek çabası. Tüm taraftarlarımızın ve tüm oyuncularımızın çok sabırlı ve çok disiplinli olması gerekir. Netice ne olursa olsun bu takıma güvenmek lazım, güvenirsek bu işi hallederiz. Bizim takımımız hiç yenilmeden de sezonu bitirebilir, bu güce sahibiz. İyi konsantre olduğumuzda ben kolay kolay bu takımın maç kaybedeceğine inanmıyorum.

Hocam uzun yıllar sonra bu hafta sonu yeniden taraftarımızın karşısına teknik direktörümüz olarak çıkacaksınız. Bu konudaki duygularınızı paylaşır mısınız?

Bizi senelerce alkışlayan, destek veren, bizim her zaman yanımızda olan taraftarımızla buluşmak çok güzel bir olay tabi. Özlediğimiz bir olay. Dediğim gibi Altaylı olmak çok farklı bir duygu. Taraftarlarımızın içinde bulunduğumuz şartları göz önünde bulundursun, bu çocukların her zaman arkasında olsun. Onların süper lige çıkacak potansiyelleri fazlasıyla mevcut, ilk yarı alınan sonuçları da bu çocuklar aldı. Artık tam olarak kenetlenme vaktidir.

İlk iki yolunda diğer rakiplerimize oranla daha avantajlı bir fikstüre sahibiz. Rakiplerle kendi sahamızda oynayacak olmamız büyük avantaj. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fikstür bizim için hiç önemli değil, bizim için fark etmez. Kalan on maçın onu da çok önemli, içerisi, dışarısı hiç fark etmez. Nitekim dış sahanın en iyi takımıyız. Kalan on maçın her birine en iyi şekilde konsantre olup her maçı etap etap düşünüyoruz.

Gelişinizle birlikte bazı oyuncularımızın performansları çok değişti. Özellikle isim vermek gerekirse Molina, ilk başlarda sakattı, iyileşti bazı maçlarda kadroya alınmadı. İlk onbirde başladığı maçta otuzuncu dakikada oyundan alındı. Yada Yüksel’de büyük bir gelişme var, aynı şekilde Hasan Uğur, ilk geldiğinde oldukça eleştirilmişti ancak şimdi orta sahanın en çalışkan ismi diyebiliriz. Son maçlarda performansını iyice katladı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz teknik heyet olarak herşeyden önce onlara sevgi ve güven veriyoruz. Düşünün gencecik bir çocuk taa Arjantin’den gelmiş, burda zor şartlarda elinden geleni yapmaya çalışıyor. Yardım etmek lazım, özgüven vermek lazım. Herşeyini paylaşmasını sağlamak lazım. Biz bunları yapıyoruz. Her futbolcumuza, her çocuğumuza aynı güvenle, aynı sevgiyle yaklaşıyoruz, hepsine eşit davranıyoruz. Tabi bunu destekleyen şeylerden biri de alınan neticeler. Son üç maçta alınan puanlarla da bu iyice perçinlendi. O yüzden her geçen gün takımımızın form grafiği yükseliyor. Şu an takımımızda 27 futbolcumuz var, 27’sininde her an oynayabilecek durumda olması çok önemli. Zaten bizimle birlikte bunu hissetmeyen, bunu yaşamayan futbolcuyla birlikte olma şansımız yok.

Hocam 2014’le ilgili açıklamalarınız taraftarlarımıza apayrı bir heyecan kattı. Altyapımızla ilgili açıklamalarınız var. Bizler Altay forması giyen tüm futbolcularımızı bağrımıza bastık hep, ama altyapıyı gurur kaynağımız olarak, onurumuz olarak gördük, evlatlarımız dedik, baş tacımız ettik. 100. yılımızla ilgili neler söyleyeceksiniz?

Ben senelerdir altyapıda çalışıyorum, oyuncularla ilgili çok iyi deneyimim var. Altay takımı olarak çok oyuncu yetiştirdik. Türkiye şampiyonalarında ülkenin tüm takımlarıyla karşılaşıyoruz. Geçen yıl Türkiye şampiyonu olan B Genç takımı 2014’te hepsi 21-22 yaşında oluyorlar. Onların da dışında altyapımızda çok yetenekli bir sürü oyuncu görebilirsiniz. Bana göre Altay, altyapı alanında kesinlikle bu ülkenin en büyüğüdür. Eğer İzmir’de yaşıyorsanız ve çocuğunuz sporla ilgileniyorsa Altay camiası bir okuldur. Eğer oyuncu yetenekliyse yüzde yüz Altay’ın A takımında oynuyor, bu kadar net. Söz gelimi Okay, başka camialarda 94 doğumlu olanların grubunda oynardı, ama bizde A takımda oynuyor. Kendi spor okullarımızdan başlayan öz evladımız. Tabi bu sadece bizim yaptığımız birşey değil. Altay kulübündeki bütün teknik adamların ortaklaşa bir bakış açısıyla ortaya koydukları emeğin sonucu. Her birine ayrıca teşekkür etmek gerekir.

Altay’da oynamak operaya gitmek gibi birşey. Nasıl operada bağırarak konuşamazsın, çekirdek çitleyemezsin, orasının belli bir düzeni vardır. Altay’ın da belli bir düzeni, belli kuralları var. Bir kere iyi olmak zorundasın. Belli bir kültürün olmak zorunda. Eğer yoksa zaten barınamazsın.

Altyapıdan gelen Oğulcan var, A2’de çok yetenekli yeni isimler var. Bunları da yakın zamanda kadroda görcek miyiz?

Oğulcan var, Caner antrenmanlara çıkıyor. Genç takımın stoperleri çok iyi, Yiğit’le Süleyman. Onun dışında her mevkide çok yetenekleri isimler mevcut. Yani bizde her türlü oyuncu var. Öyle bir sıkıntımız yok. Burada Fuat hocaya da teşekkür etmek lazım tabi, Feyyaz hocayla başladı bu. Feyyaz hoca da Fuat hoca da Altay’ın kültürüne uygun teknik adamlar. Altyapımızdan önemli isimleri oynattılar. Bu çok önemli, biz yetiştiriyoruz ama oynatmakta çok önemli. Bu arkadaşlarımız bu oyuncuları oynatarak Altay’a büyük artılar kazandırdılar.

Son olarak taraftarlarımıza söylemek istediğiniz şeyler var mı?

Sabırlı olsunlar, sonuna kadar bize destek olsunlar, bizim tek istediğimiz o.

röportaj’ın linki

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: