Gönderen: tashunko | Temmuz 5, 2010

İmzalar atıldı

Mehmet Şen’i 3 yıllığına renklerimize bağlayan Kulübümüz Yönetimi, altyapımızdan yetişen 5 futbolcu ve Giresunspor altyapısından transfer edilen Onurcan Piri’yi de profesyonel yaptı.

İMZALAR ATILDI Kulübümüz Transfer Komitesinin daha önceden anlaşma sağladığı eski futbolcularımızdan Mehmet Şen, düzenlenen imza töreninde kendisini 3 yıllığına renklerimize bağlayan sözleşmeye imza attı.

Karaburun’da gerçekleştirilen yaz kampı sonrasında Teknik Heyetin raporu doğrultusunda profesyonel sözleşme imzalanmasına karar verilen Yiğitcan Gölboyu, Cenk Demirel, Sadık Bozoğlu, Aytaç Kara, Mertcan Dadan ve Giresunspor altyapısından transfer edilen Onurcan Piri de resmi sözleşme imzalayarak profesyonel oldular.

Transfer Komitesi Üyemiz Fikret Kar, Gaziemir Kutlu Aktaş Tesislerimizde gerçekleşen imza töreninin ardından yaptığı açlıklamada “Yeni yönetim kurulu olarak göreve geldiğimiz günden beri Altaylılık ruhunu tekrar ayağa kaldırmak için çaışmalarımızı sürdürüyoruz. Altay’ın yetiştirdiği önemli futbolculardan olan Mehmet Şen’i tekrar kadromuza kattığımız için mutluyuz. Yönetim Kurulu, Teknik Heyet ve futbolcular olarak hep birlikte İzmir’e ve camiamıza yakışan şampiyonluğu yaşamak istiyoruz” dedi.

Mehmet Şen ise imza töreninin ardından yaptığı açıklamada Altay’a geri döndüğü için mutlu olduğunu belirterek “Geçen sezon oynanan Play-off finalinde çok duygusal anlar yaşadım. Sonuçta kazandığımız için sevindim ama Altay için de üzüldüm. Geçen sezon Konyaspor’da yakaladığım başarıyı burda da tekrarlamak, atacağım gollerle takıma yararlı olmak istiyorum” dedi.

Reklamlar
Gönderen: tashunko | Haziran 28, 2010

Gençlerimizin, Geleceğimizin Yanındaydık

Geçtiğimiz günlerde Karaburun’da kamp yapan gençlerimizi ziyaret ettik ve bu sezon Ercan Hoca’nın yardımcılığını yapacak, Bakü’yü Kupa şampiyonu yapan Cüney Biçer ile bir röportaj yaptık.

Denenmek üzere çağırılan futbolculardan ve gençlerimizden oluşan Karaburun Kampı bilindiği üzere 1 haftadır devam etmekte idi.

Geçtiğimiz günlerde gençlerimizin yanında olarak geleceğimize sahip çıkmak adına Karaburun Kampi’nı ziyaret ettik.

Oradaki kadromuzun gençlerden oluşmasının etkisiyle de olsa gerek gerçekten çok hırslılardı.

Biz sözü fazla uzatmayalım. Cüneyt Biçer Hocamızla yaptığımız röportajı okuyarak hem kendisi hem de kamp hakkındaki bir çok sorunun cevabını bulabilirsiniz.

Cüneyt Biçer Röportajı
26.06.2010

Altay’da futbola başlamış, Altay’da yetişmiş bir spor adamı olarak yıllar sonra tekrar Altay’da görev alıyorsunuz. Şu an neler hissediyorsunuz, neler düşünüyorsunuz?

Şu an çok mutluyum çünkü evime geri döndüm. Uzun bir yolculuktan sonra tekrar evime dönmek, hoca olarak çalışmaktan dolayı çok mutluyum ve keyif verici bir durum benim adıma. İnşallah bu mutluluk ileride daha güzel günlerde daha büyük mutluluklara dönüşür.

Bakü takımının başındayken gazeteye verdiğiniz bir röportajda “bir İzmir takımının başında süper ligde şampiyonluğa oynama hedefim var” demiştiniz, bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

O sözün arkasında Allah bize buraya gelmeyi nasip etti. İnşallah burada, kendi evimizde, kendi kulübümüzde bunu yaşayacağız. Alt yapıdan itibaren 12 sene Altay’da bulundum, kendi evimde şampiyon olmak bizim için dünyanın en büyük mutluluğu olur.

Altay taraftarları için kariyeriniz hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

2005 sonu 2006 yılının başında Pazarspor’da Ercan Ertemçöz Hocam ile birlikte profesyonel anlamda antrenörlük kariyerime başladım. Ondan son birlikteliğimiz devam etti. Bir ara boş dönemimizde Buca Genç takımında Nadir Arıkan arkadaşım ile performans analiz bölümü kurduk ve birlikte bir yıl kadar bir çalışmamız oldu. Daha sonra tekrar Ercan Hoca ile birlikte Muğla’da, ardından yine camiamız içinden yetişmiş Mesut Hocam ile birlikte Ulucakspor’da çalıştım. Geçen senede Azerbaycan’da Bakü takımında görev aldım.

Azerbaycan’da büyük başarılar elde ettiniz, biraz da Azerbaycan kariyerinizden bahseder misiniz?

Azebaycan’da bulunan ve daha önce Altay’a hizmeti geçmiş Ercan Kılıç (Arnavut Ercan diye tanınır) ve Yüksel Kepoğlu ağabeylerim beni aradılar ve burada görev almak ister misin diye teklifte bulundular, bende o şekilde Ercan Hocamın iznini de alarak Azerbaycan’a gittim. Bakü takımında alt yapı koordinatör yardımcısı olarak göreve başladım. Bununla birlikte antreman planlama programlara işini, takımı düzenleme ve o zaman takımın başında bulunan Bülent Korkmaz ile birlikte üst yapıda analizlerle ilgili yardımcılık yapmaya başladım. Daha sonra Bülent Korkmaz takımdan ayrılınca takımın başına geçmem için yapılan teklifi kabul ederek görevime A takımın teknik direktörü olarak devam ettim. Ondan sonraki dönemde güzel şeyler yaşandı. Takım üst sıralara çıktı ligi 1 puan farkla ikinci bitirdik ve Azerbaycan kupasını kazandık. Benim için çok gurur verici bir durumdu, çünkü Azerbaycan’da kupayı kazanan ilk yabancı teknik direktör oldum.

Bizim içinde gurur verici bir olay oldu bu ve bizim düşüncemize göre bu başarı sonrasında Türk basınının size karşı biraz haksızlık yaptığını düşünüyoruz. Bu başarıyı eğer Bülent Korkmaz gerçekleştirmiş olsaydı uzun süre haber yapılırdı ama sizin başarınızdan sonra çok fazla konuşulmadı bu olay.

Hürriyet’ten Yılmaz Coşkun Bey Azerbaycan’da yaptıklarımız başarı olarak gördü ve bize ulaştı, sağ olsun güzel haberler yaptı ve duyurmaya çalıştı. Ama bende isterdim ki Cüneyt Biçer olarak değil bir Türk olarak daha çok ilgi gösterilsin.

Bakü takımının site ve forumlarını takip edip araştırdığımız kadarıyla sizden sonra dünyaca ünlü Alman teknik direktör Schafer gelemsine rağmen sizi unutamamışlar ve sizin hakkınızda çok güzel yorumlarda bulunuyorlar.

Evet orada bizi çok sevdiler. Şöyle bir avantajımız oldu ben orada alt yapıda 10 yaşındaki çocuklardan A takımdaki futbolculara kadar herkesle birlikte çalıştım. Çocukların velileri olsun, futbolcular olsun, muhabirler olsun hepsiyle çok iyi ilişkilerimiz oldu.

Dışarıdan gördüğümüz, sizi araştırdığımız kadarıyla yeni nesil bir hoca olarak futbolun bilimselliğine inanıp bu yönde çalışmalar yapan bir hoca olarak Altay’da nasıl bir çalışma sistemi içerisinde olacaksınız?

Şöyle söyleyeyim, futbolculuk dönemimde üniversite okuma şansına da sahip oldum. Ege Üniversitesi Beden Eğitimi Yüksek Okulunu bitirdim. Okulun avantajlarını futbol içinde kullanmaya başladığımızda dediğiniz şekilde işin bilim kısmını futbolun içine sokabilme imkanımız oldu. Benim en büyük şansım Ercan Hoca oldu. Onun gibi futbolun bilimine inanan bir hocayla çalışmak ondan çok şeyler öğrenme fırsatı yarattı. Altay’da da iyi futbol oynayan keyif veren bir takım yaratma çalışmalarımız olacak.

Ercan Hoca’nın tek bir sistemde kalmayacağız farklı sistemlerimiz olacak açıklaması olmuştu. Yeni sezonda nasıl bir futbol göreceğiz sahada?

Daha önce Ercan Hocayla çalışmanın tecrübesi ile şunu söyleyebilirim, geçmiş dönemde Altay’ın başındayken de izlediğiniz gibi çok iyi bir ivme kazanmıştı, iyi bir futbol oynayan takım olmuştu. Gençlerle, temposu yüksek, hücum oynamayı seven, sürekli kazanmak isteyen bir takım olmuştu. Ercan Hoca’nın düşüncesinde sistem farklı farklı olsa da önce kazanmak vardır, her zaman sahaya kazanmak için çıkar. Rakibe önlem illaki vardır ama bunu tam anlamıyla savunma takımı olarak düşünmemek gerektir, hücum yönüyle rakibe önlemdir. Ama bu körü körüne saldırıp hücum yapmak anlamına gelmesin, daha kontrollü ama hücum yönü ağırlıkta olan bir futbol anlayışı olacaktır.

Gençlerin kampına gelecek olursak, genel anlamda kamp nasıl geçti, sonuçlarından memnun musunuz?

Kamp genel anlamda çok güzel geçti. Bizim bu kampı yapmamızın amacı hem alt yapıdaki oyuncularımıza yazın güzelliğini yaşatmak, kamp yaparken aynı zamanda tatil yapmalarını, eğlenmelerini sağlamak hem de aşağıdan gelen oyuncuların ne düzeyde olduğunu ve bildiğimiz gençlerinde son durumlarını görmek, bunun yanında dışarıdan gelen oyuncuların takımın içinde bize faydalı olup olamayacaklarını denemekti. Şu an için kamptan gayet memnunuz, çocuklar çok iyi çalışıyorlar, her şey olumlu geçiyor. Göze çarpan, kendini gösteren çok oyuncumuz var ve bu bizi sevindiriyor.

Federasyonun aldığı yeni kararla ligimizde iki Türki futbolcu oynatılma hakkı var ve şu an kampta Gürcü David Karseladze ve Azeri Rahman Hacıyev var. Bu futbolcular hakkında bilgi verebilir misiniz?

Şu anda David’i performansını gözlüyoruz, denenme aşamasında ama bunu Rahman için söyleyemeyiz. Rahman zaten benim bildiğim Bakü’den öğrencim olan bir futbolcu onun için denenme gibi bir durumu yok, sadece Rahman’ın takıma ve ortama alışmasını sağlamak için bu kampa dahil ettik.

Rahman’ın durumu nedir ve onun hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

Az önce dediğim gibi Rahman’ın burada olmasının sebebi kesinlikle denenmek değil, zaten bildiğimiz bir oyuncu ayrıca Ercan Hocama da izlettiğim, görüşü olduğu bir oyuncu ve sadece adaptasyon sorununu çözmek için bu kampa dahil ettik. Bakü takımı yönetimin ile anlaştıktan sonra Rahman Altay’ın futbolcusu olacaktır. Rahman forvete dönük, forvet arkası oynayabilecek, kanatlarda da dış oynayabilecek 1993 doğumlu çok genç ve yetenekli bir oyuncu. Aynı zamanda 17 yaşında olmasına rağmen Azerbaycan U-19 milli takımında da görev alan bir oyuncu. Bu hafta Azerbaycan Milli kampında olması gerekiyordu ama Azerbaycan Federasyonuna ricamız üzerine kampımıza dahil ettik. İnşallah faydalı olacak bir futbolcu olarak Altay’ımıza onu kazandıracağız.

Birazda kişisel hedeflerinizden bahsedebilir misiniz?

Hedefim gayet net, iyi yerlerde iyi hocalık yapmak, çıkabileceğim en yüksek noktaya ulaşmak. Kısa sürede önemli başarılar yakalasam da şu an kariyerimde emeklediğimi düşünüyorum. Kalıcı başarılar elde ederek kariyerimde yükselmeyi amaçlıyorum. Geniş vadede en üste çıkmak, belki Avrupa’nın iyi kulüplerinden birinde görev yapmayı hedefliyorum ama öncelikli hedefim Altay’da önemli ve kalıcı başarılar sağlamak. Önümüzdeki hedeflere bakarak ilerlemek gerekli, adımları doğru attığınız sürece başarılı olmama ihtimali yoktur.

Son olarak Altay ile ilgili olarak hedefleriniz nedir?

Öncelikle şunu bilmenizi isterim ki bizler gerçek Altaylılarız. Ben alt yapılardan itibaren Altay forması giydim, Mazhar Zorlu toprak sahasında da, Ege Üniversitesi rektörlüğünde de oynadım, Alsancak stadına da çıktım. Elimizde, sırtımızda çantalarla her neredeysek oraya koştuk. Üzerimize Altay formasını giyip sahaya çıktığımızda o heyecanın ne olduğunu çok iyi biliriz. Altaylı olmak bambaşka bir şeydir ve bunun bilincindeyiz. Altay’ın yerini ve nerede olması gerektiğini bilen insanlarız. Öncelikle benim düşüncem iyi, göze hoş gelen futbol oynayalım, kendi evimiz olan Altay’da iyi işler yapalım, şampiyonluk yaşayalım. Son dönemlerde Altaylılar olarak mutlu olmaya ihtiyacımız var ve bunu sonuna kadar hak ediyoruz. İnşallah bu sene o mutluluğu yaşayacağız.

Bize vakit ayırdığınız için teşekkür eder, başarılar dileriz.

KARABURUN KAMPI FOTOĞRAFLARI

yska‘ nın 28 Temmuzda yayınlanmış olan  röpertajıdır.

Gönderen: tashunko | Haziran 23, 2010

VE İPLER ALTAY’DA

Yiğitcan ve Yüksel için TFF’ye 338 bin TL yatıran yönetim, iki oyuncunun serbest kalmasını engelledi.

Klübümüz  2009-20100 sezonundan kalan toplam 338 bin TL’lik alacaklarını öne sürerek serbest kalmak amacıyla Türkiye Futbol Federasyonu’na başvuran iki futbolcusu Yiğitcan Erdoğan ve Yüksel Kayaalp için gerekli ödeme yaptı. TFF’ye 338 bin TL yatıran yönetim, böylelikle sözleşmesi devam eden iki futbolcunun da serbest kalmasını önlemiş oldu.
Yiğitcan geçen sezondan kalan 260 bin TL, Yüksel Kayaalp ise yine geçen sezondan kalan 78 bin TL’lik alacakları olduğunu öne sürerek play-off maçları bitimini takiben TFF’ye serbest kalma talebiyle başvurmuşlardı. İki futbolcuyla bu borçların ödeme takvimine bağlanması konusunda anlaşamayan yönetim kurulu, gerekli parayı TFF’ye yatırarak Yiğitcan Erdoğan ile Yüksel Kayaalp’in serbest kalmalarını engelledi.
Sözleşmesi devam eden iki oyuncu, 1 Temmuz’da takımla birlikte çalışmalara katılmak üzere İzmir’e gelecekler.

Gönderen: tashunko | Haziran 21, 2010

Dostluğumuz Bir Kez Daha Tazelendi

Kulübümüz ile Panionios Kulübü arasında uzun yıllara dayanan dostluk, her iki kulübün master takımları arasında oynan dostluk maçıyla tazelendi

Kulübümüz ile Panianios Kulübü arasında kulübümüzün kuruluş yıllarına dayanan dostluk, dün akşam saatlerinde gerçekleştirilen organizasyon ile bir kez daha tazelendi.

Kulübümüz Master Takımı ile Panianios Master Takımı arasında Altay Alsancak Stadı’nda oynanan müsabaka öncesi Kulübümüz Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Taşpınar ile Panianios Kulübü Başkanı birbirlerine plaket verdiler.

Müsabakayı, Panianios takımı 7-4 kazanırken, her iki kulüp yöneticileri de her iki kulüp arasındaki bu tür organizasyonları sık sık tekrarlamak istediklerini belirttiler.

Kaynak:  altay.org.tr

Panionios

1890 yılında İzmir’de kurulan spor kulübü, maçlarını o zamanki adı Panionios Stadı olan ALTAY Alsancak Stadı’nda oynuyordu. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Yunanistan’a göç eden kulüp, İzmir’den göç edenlerin kurduğu Nea Smyrni (Yeni İzmir) şehrinde yaşamaya devam etti.

* * * * *

2007’de Altay Dergisi’nde çıkan Sn. Nedim Ekmekçiler’in yazısı;

Nea Smirni’de Bir ALTAY’lı

Apostolos Mavrakis, 46 yaşında Yunanistan’da Atina’da Nea Smirni-Yeni İzmir- semtinde yaşıyor. Atina belediyesinde ziraat müdendisi olarak çalışıyor. Evli ve eşiyle birlikte yakında doğacak ilk bebeklerini bekliyorlar.

Dedeleri ve ailesi mübadele yıllarında İzmir’den Sakız adasına gidip orada yaşamaya başlarlar. Türkçe de konuşan aile çocuklarına Türkçe de konuşmayı öğretirler. Apostolos ailesinden sıkça İzmir ve Türkiye anılarını, hikayelerini dinler. Evlendikten sonra eşiyle birlikte Türkiye ve İzmir’i gezmeye giderler.

Apostolos, Atina takımlarından Panionios takımının fanatik bir taraftarıdır, her maçını takip eder. Bir gün tuttuğu takımın tarihini inceler ve şunları öğrenir. Panionios takımı 1890 yılında İzmir’de kurulmuş bir Yunan futbol kulübüymüş, o yıllarda İzmir’de kurulan ilk takımmış. İzmir’de Altay kulübü kurulduktan sonra Altay ve Panionios aynı futbol sahasını paylaşmaya başlamışlar, birbirleriyle sık sık maç yaparlarmış. Bu iki takımın oyuncuları çok iyi arkadaşmışlar, sahaya elele birlikte çıkarlarmış. Mübadele sonrasında Panionios takımı Atina’ya taşınmak zorunda kalmış, yerleştiği semt ise Nea Smirni-Yeni İzmir- olmuş.

Apostolos, daha sonra Altay’ı araştırmaya, Türkiye televizyonlarından Altay maçlarını haberlerini takip etmeye başlamış. İnternet üzerinden yaptığı araştırmada yolu bir şekilde Altaylist’le kesişmiş, buraya üye olmuş. Kendisi bu hikayeyi şöyle anlatıyor, “ İzmir’de kurulan Altay takımını çok merak ediyordum, bu yüzden Altay hakkında çok araştırma yaptım.Bir gün bir şekilde Altaylist üyesi oldum. İşte o andan sonra hayatım oldukça değişti, gerçek Altay tarihini ve kültürünü bu sayede tanıdım. İzmir ve diğer şehirlerden birçok Altaylı dostum oldu. Altaylist üyesi Nedim Ekmekçiler bana iki adet Altay dergisi gönderdi. Bu dergilerden Altay’ın tarihini ve büyüklüğünü bir kez daha öğrendim, Altay aşkım daha da büyüdü. Sonra Giuliano Gloghini ile tanıştım. Bir gün Giuliano beni Atina’da ziyarete geldi, sonrasında çok iyi dost olduk.En büyük hayalim aşık olduğum bu iki İzmir takımının yine İzmir’de bir dostluk maçı yapmasıdır. Giuliano her iki takım yöneticileri arasında dostluk köprüsü kurup bu hayalimi gerçekleştirmeye çalışıyor.

Türkiye ziyaretlerimden birinde Altay’ın masörü Mahmut ile tanıştım. Kendisi bir gün Türk Milli takımıyla Atina’ya gelmiş beni aradı, buluştuk. Bana bir Altay forması getirmiş. O gün nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Ben de kendisine Panionios takımının formasını verdim. Mahmut şimdi en iyi dostlarımdan biri.

Ailem Sakız adalıdır, babam bana insanlardan nefret etmek yerine dost olmayı, onları sevmeyi öğretti. Ben Yunanistan’ı da Türkiye’yi de çok seviyorum.benim tuttuğum iki takım var, biri Atina’da bulunan Panionios, diğeri ise İzmir’den Altay.”

Apostolos geçenlerde yine İzmir’e geldi, yanında en yakın arkadaşı Panionios takımının takımının taraftarlarından Dimitri de vardı. Sevgili eşini hamile haliyle ailesine teslim etmişti, yıllık izninin üç gününü İzmir ve Altaylı dostları için ayırdı.O hafta Altay-Gaziantep Belediyespor maçı vardı İzmir’de. Kendisini dostu Giuliano karşıladı, Ege Palas otelinde ağırlandı. İzmir’de Altaylist sayfasında tanıştığı arkadaşlarıyla bir araya geldi, onlarla birlikte Altay’ın Gaziemir tesislerini gezdi, takımın antremanını izledi. Bazı Altay oyuncularıyla fotoğraf çektirdi. Eski dostu masör Mahmut ile tekrar kucaklaştı. Altaylı dostları Giuliano ve Nedim’e Panionios forması ve şapkası hediye etti, onlar da kendisine Altay forması, atkısı, şapka, kahve ve rakı bardağı hediye ettiler. Ertesi gün Altay Alsancak stadında G.Antep Belediye maçını hep birlikte izlediler. “Büyük Altay” diye bağırdılar.

Bugün artık Atina’da Nea Smirni’de- Yeni İzmir’de- Panionios tribünlerinde bir Altay’lı var. Kendisine ve ailesine olacak bebeğiyle birlikte mutlu ve sağlıklı bir yaşam diliyoruz.

Gönderen: tashunko | Haziran 13, 2010

Yardımcının Böylesi

Ercan Ertemçöz’ün yardımcılığını yapacak olan Cüneyt Biçer, kariyeriyle dikkat çekiyor
Bu sezon Ercan Ertemçöz’ün yardımcılığını yapacak olan Cüneyt Biçer geçen sezonki başarılarıyla dikkat çekiyor.

İzmirli teknik direktör Cüneyt Biçer, mesleğe başladıktan yalnızca 4 yıl sonra Azerbaycan Premier Ligi’nin köklü kulüplerinden FC Bakü’nün dümenine geçerek bir başarı öyküsünün kahramanı oldu.

Sezon başında altyapı sorumlusu olarak gittiği FC Bakü’de, görevine son verilen Bülent Korkmazın yerine tam yetki ile teknik direktörlük görevine getirilen Biçer, şampiyonluğun en önemli adaylarından biri haline getirdiği lacivert beyazlı ekibin Avrupa Kupaları’na katılmasını sağladı. Aynı sezon Azerbaycan seyirci rekorunun kırıldığı maçta kulübün Azerbaycan Kupası’nı kaldırmasında da büyük rol oynadı. Bu kupayı kazanan en genç hoca ve ilk yabancı hoca olarak tarihe geçti.

Bu başarısının ardından ulusal basının gündemine oturan Cüneyt Biçer, en büyük hedeflerinden birinin bir İzmir takımı ile Süper Lig’de şampiyonluk mücadelesi vermek olduğunu belirtti. Verdiği demeçlerde meslek yaşantısında kendisine yol açan, destek veren Ercan Ertemçöz’e çok şey borçlu olduğunu kaydeden biçer, bu sezon teknik direktörümüz Ercan Ertemçöz’ün yardımcılığını yapacak.

Futbola Altay altyapısında başladıktan sonra sırasıyla Torbalıspor, Üsküdar Anadolu, Aliağa Belediyespor ve Ödemiş Belediyespor’da forma giyen Cüneyt Biçer, 2004 yılında yeşil sahalara veda edip, bir süre ticaretle uğraştı. 2006-2007 sezonunda Ercan Ertemçöz’ün yanında maç analizcisi olarak Pazarspor’da antrenörlüğe adım atan Biçer, ardından Bucaspor altyapısı, Muğlaspor ve Ulucak Belediyespor’da çalıştı. Bu kulüplerdeki başarısıyla dikkat çeken Cüneyt Biçer, geçtiğimiz sezon başında Azerbaycan’ın FC Bakü takımına önce altyapı sorumlusu, ardından teknik direktör oldu.

3 yabancı futbolcu oynatma hakkı dışında Türki cumhuriyetlerden de 2 futbolcu oynatma hakkı bulunan ligimizde Azerbaycan futbolunu yakından tanıyan Cüneyt Biçer’in takımımızı bir adım öne çıkarması bekleniyor. Kendisine görevinde başarılar diliyor, birlikte Süper Lig şampiyonluğu yaşamayı umuyoruz.

Gönderen: tashunko | Haziran 13, 2010

Seviyorum Seni Sebebi Çok

Orhan BERENT abimizin yazısıdır;

http://orhanberent.blogspot.com/


seviyorum seni sebebi çok,
tam 47 yıl önce doğduğum mahallede,
alsancak çarşıda,
babamın selam verdiği amcalarda,
limana doğru depolardan gelen tütün kokusunda,
kordon boyunda tuttuğum mazot kokulu kefallerde,
kahverengi körfezde seyreden beyaz renkli vapurlardaydın.

öğleden sonra açık tribünlere vuran güneşte,
kontrolsüz şandellerde,
stadın arkasındaki mahalleye kaçıp kaybolan 1. lig tekmesi yemiş toplarda,
buharlı lokomotiflerin çektiği salaş vagonlarda,
ve onların keskin düdükleri eşliğinde seyredilen bol dumanlı maçlarda,
çingen mahallesindeki arkadaşlarla gittiğimiz senin adını taşıyan kahvede,
sen her yerdeydin be iki gözüm,
nasıl unuturum seni.

yerler beton,
evden minder götürmek lazım,
unutursak stad önünden mukavva alırız,
maksat kıçımız üşümesin.
aralık ayında ayaz var,
kafayı da korumak gerek,
siyah-beyaz atkımız ne güne duruyor,

biliyorum pek şaaşalı değil bu söylediklerim,
ne bileyim öyle pitoresk de değil,
şairane hiç değil.
fakat seviyorum seni sebebi çok,
çünkü sen oradaydın be gözüm,
ait olduğum yerdeydin,
uzaklarda değil.

eskiden neden kaybettiğini bir türlü anlayamadığımız maçların olurdu,
izmirliyiz ya,
koy götüne rahvan gitsin derdik,
elalem ne söylerse söylesin,
nasıl olsa en havalısına tokadı basarız,
kralı gelse bizden büyüğü yok.

şimdi her sene yüzüp yüzüp kuyruğuna geliyorsun da,
kuyruğun ötesine geçemiyorsun, yani bir üst kümeye.
artık kaybettiğin finallerle seviyoruz seni,
her mayısta kalp çarpıntısı,
her mayısta kahır,
ve her mayısta kanser,
kemoterapiye devam.

bir zamanlar babamın söylediği marştaydın,
şimdi gittikçe ağaran saçlarımla,
ihtiyarlığın eşiğinde sana bakıyorum da,
fazla bağıramıyorum tabii,
nefesim yetmiyor,
o işleri genç tayfalara bıraktık.
çiğdem çitleyip sakin sakin seyrediyorum seni,
asfalyalarım attığında hakeme küfretmekle yetiniyorum.

ve sen cancağzım…
bir zamanlar herkese kafa tutan,
kaleci tanzeri, zinnuru, üç mustafası
lejyoner başkanıyla
sen ey,
büyük sıfatı kullanılmadan adı anılmayan.
seviyorum seni, sebebi çok.

Fotodakiler: Ayakta soldan sağda: Taytay Mustafa, ???, ???, Kaleci Adil, Erol Togay, Büyük Mustafa.
Oturanlar soldan sağa: Uğur İpekkan, İsmail Zeyrek, Mithat Mıhçı, Nihat Saka, Zinnur Sarı.

« Newer Posts - Older Posts »

Kategoriler